1980’li yıllar, Türkiye’de 12 Eylül Darbesi sonrasında siyasi hayatın liberalleştiği ve Turgut Özal liderliğinde ekonominin küresel sisteme entegre olduğu bir dönemdir.
4.6.1. Siyasi Yaşamın Liberalleşmesi
- 12 Eylül Darbesi sonrası siyasi partilerin kapatılmasıyla, Millî Güvenlik Konseyi (MGK) siyasi partilerin kurulmasına 24 Nisan 1983’te izin verdi.
- Turgut Özal liderliğindeki Anavatan Partisi (ANAP), 12 Eylül sonrası kurulan üçüncü parti oldu ve 24 Aralık 1983’te hükûmeti kurdu.
- ANAP iktidarı, ekonomide liberalleşme ve dünya ekonomisiyle bütünleşme faaliyetlerini hayata geçirdi.
- 1987’de yapılan halk oylamasıyla eski siyasetçilerin siyasi yasakları kaldırıldı. Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan gibi eski liderler siyasi hayata geri döndü.
- Özal, ABD ile ilişkileri geliştirmeye çalıştı ve ekonomi merkezli bir dış politika izledi.
4.6.2. Türkiye’deki Ekonomik Gelişmeler
Turgut Özal, ülkenin en önemli meselesinin ekonomi olduğunu düşünerek, Türkiye’yi dünya kapitalizmine dâhil etmeyi amaçladı.
- 24 Ocak Kararları (1980): Türkiye’yi küresel ekonomik sisteme dâhil eden bu kararlar, ithal ikameci politikaları terk ederek ihracata yönelik sanayileşme anlayışına geçişi sağladı. Bu kararlar; yüksek zamlara, sıkı mali disipline ve çalışan ücretlerinin dondurulmasına yol açtı.
- Serbest Piyasa Ekonomisi Politikası: Karma ekonomi yerine liberal ekonomi benimsendi. Devletin ekonomideki ağırlığı azaltılarak bireysel girişimcilik özendirildi ve Türk Lirası serbest piyasa koşullarına bırakıldı.
- İhracat-İthalat Politikası: Dış ödemeler açığı kapatıldı ve sanayileşmeye dayalı ihracat arttı. İthalatın önündeki engeller kaldırılarak piyasada her türlü malın rahatça bulunması sağlandı. Türkiye, 1984’te ihracat artışında dünyada birinci oldu.
- Özelleştirme Politikası: Devletin küçülmesini ve tekelindeki işletmelerin özel sektöre devredilmesini savunan özelleştirme resmî politika hâline geldi. Hedefler arasında halkın pasif yatırımlarını doğrudan ekonomiye kaydırmak ve devletin kaynaklarını altyapı yatırımlarına ayırmak vardı. Bu dönemde Katma Değer Vergisi (KDV) 1985’te hayata geçirildi.
4.6.3. Ertuğrul Fırkateyni Olayından Günümüze Türk-Japon İlişkileri
- Ertuğrul Fırkateyni Olayı (1890): Sultan II. Abdülhamit’in Japon İmparatoru Meiji’ye dostluk mesajı iletmek üzere gönderdiği Ertuğrul Fırkateyni, dönüş yolunda battı ve 532 denizci hayatını kaybetti. Japon halkının gösterdiği ilgi ve yardımlar, Türk-Japon dostluğunun temellerini oluşturdu.
- Cumhuriyet Dönemi: Türkiye ve Japonya 1929’da ilk ticaret antlaşmasını imzaladı. II. Dünya Savaşı’nın son döneminde Türkiye, San Francisco Konferansı’na katılmak amacıyla Japonya’ya savaş ilan etse de bu, politik bir ifade olarak kaldı.
- Önemli Dönüm Noktası: İran-Irak Savaşı sırasında 1985’te Tahran’da mahsur kalan çok sayıda Japon vatandaşının Türk Hava Yolları tarafından Japonya’ya götürülmesi, ikili ilişkilerde önemli bir dönüm noktası oldu.
- Gelişim: 2013’te siyasi ilişkiler stratejik ortaklık düzeyine yükseltildi.
12 Eylül 1980 sabahı duran siyasi saatler, 1983 yılında yeniden işlemeye başladı. Millî Güvenlik Konseyi’nin (MGK) verdiği izinle yeni partiler kurulurken, halkın karşısına alışılmışın dışında bir lider çıktı: Turgut Özal. Devlet Planlama Teşkilatı kökenli bu isim, ekonomiyi her şeyin merkezine koyan, pragmatik ve Batı eksenli bir dil kullanıyordu. Anavatan Partisi (ANAP) ile tek başına iktidara gelen Özal, sadece ekonomiyi değil, siyasetin çehresini de değiştirdi. 1987 yılındaki o kritik halk oylaması ise Türk siyasi tarihinin en centilmen ama zorlu mücadelelerinden biriydi. Halk, sandığa giderek yasaklı eski liderlerin (Demirel, Ecevit, Erbakan) yeniden sahneye dönmesine onay verdi. Artık Türkiye, hem yeni hem de tecrübeli isimlerle demokratik yolculuğuna devam edecekti.
Soru: 1983 yılında askerî yönetimin ardından siyasi partilerin yeniden kurulabilmesi için yasal izni veren kurumsal yapı hangisidir?
Cevap: Millî Güvenlik Konseyi (MGK).
1980 öncesi Türkiye’sinde “İthal ikameci” politikalar hâkimdi; yani “her şeyi biz üretelim, dışarıdan almayalım” deniyordu. Ancak 24 Ocak Kararları ile bu devir kapandı. Özal, Türk insanına “dünyayla yarışmayı” öğütlüyordu. Devletin fabrikalar işletmesi yerine özel sektörün önü açıldı. Türk Lirası, devletin belirlediği sabit kurdan kurtulup serbest piyasanın ellerine bırakıldı. Piyasada daha önce hiç görülmeyen yabancı mallar bulunmaya başlanırken, Türk sanayicisi de gözünü dış pazara dikti. Bu gayret öyle büyük bir meyve verdi ki, 1984 yılına gelindiğinde Türkiye, tüm dünyayı şaşırtarak ihracatını en hızlı artıran ülke ünvanını kazandı. Artık “yerli malı yurdun malı” değil, “Türk malı dünyanın malı” dönemi başlamıştı.
Soru: Türkiye’nin küresel ekonomik sisteme entegre olmasını sağlayan ve ithalata dayalı modelden vazgeçip ihracata dayalı sanayileşmeyi başlatan tarihi kararların adı nedir?
Cevap: 24 Ocak Kararları.
Türk-Japon dostluğu, 1890 yılında Pasifik’in hırçın sularında batan Ertuğrul Fırkateyni’nin hazin hikâyesiyle, bir trajedi üzerine inşa edilmişti. Japon köylülerinin kurtardığı denizcilerimiz, iki millet arasında sarsılmaz bir bağın tohumlarını atmıştı. Aradan neredeyse bir asır geçti. 1985 yılında, İran-Irak Savaşı’nın en kanlı günlerinde Tahran’da mahsur kalan Japon vatandaşları için zaman daralıyordu. Hiçbir uçak o ateş hattına girmeye cesaret edemezken, Türk Hava Yolları (THY) uçağı bölgeye inerek Japonları ölümün kıyısından çekip aldı. Bu vefa borcu, 1890’daki o kederli gecenin bir teşekkürü gibiydi. 2013 yılına gelindiğinde bu kadim dostluk, artık sadece hatıralarda değil, resmiyette de en üst seviyeye taşınmıştı.
Soru: 1890’daki Ertuğrul Fırkateyni trajedisiyle başlayan Türk-Japon dostluğunun, 1985 yılında İran-Irak Savaşı sırasında perçinlendiği kurtarma operasyonuna imza atan kurum hangisidir?
Cevap: Türk Hava Yolları (THY).
1980’li yıllarda Özal’ın bir diğer büyük hedefi, devletin üzerindeki ağır yükleri atmaktı. “Devlet ayakkabı üretmez, süt satmaz” diyerek kamu teşebbüslerinin özel sektöre devredilmesi anlamına gelen özelleştirme sürecini başlattı. Amacı, devletin kasasındaki parayı fabrikalara harcamak yerine yollara, köprülere ve barajlara, yani altyapıya aktarmaktı. Ekonomiyi modernleştirmek için halkın tüketiminden pay alan yeni bir sistem de gerekiyordu. Bu doğrultuda 1985 yılında, bugün hepimizin her alışverişte gördüğü KDV sistemi hayata geçirildi. Türkiye artık modern, vergisini toplayan ve altyapısına yatırım yapan bir ülke olma yolundaydı.
Soru: Özal döneminde devletin ekonomideki ağırlığını azaltmak amacıyla uygulanan ve kamu işletmelerinin özel sektöre devrini öngören resmî ekonomik politikanın adı nedir?
Cevap: Özelleştirme politikası.
BİLGİ ODAKLI SORULAR
Soru 1: 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra yapılan ilk genel seçimlerde (1983) tek başına iktidara gelen ve Türkiye’de liberal ekonominin öncüsü olan parti hangisidir?
Cevap:
Anavatan Partisi (ANAP) (Lideri: Turgut Özal).
Soru 2: 1980 yılında alınan ve Türkiye ekonomisini “ithal ikameci” (kapalı) modelden çıkarıp “ihracata dayalı” (küresel) modele geçiren ünlü ekonomik kararların adı nedir?
Cevap:
24 Ocak Kararları
Soru 3: Özal döneminde devletin ekonomideki ağırlığını azaltmak amacıyla; devlet tekelindeki işletmelerin özel sektöre devredilmesi politikasına ne ad verilir?
Cevap:
Özelleştirme
Soru 4: 1985 yılında hayata geçirilen ve alışverişlerimizde ödediğimiz vergi sisteminin adı olan KDV’nin açılımı nedir?
Cevap:
Katma Değer Vergisi
Soru 5: 1987 yılında yapılan halk oylaması (referandum) sonucunda; Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan gibi eski liderlerin üzerindeki ne kaldırılmıştır?
Cevap:
Siyasi Yasaklar kaldırılmıştır.
Soru 6 (Hikayeli Soru): 1890 yılında Sultan II. Abdülhamit, Japon İmparatoru Meiji’ye bir dostluk mesajı ve nişan götürmesi için bir gemi gönderdi. Ancak bu gemi dönüş yolunda tayfun nedeniyle Japonya kıyılarında kayalıklara çarparak battı ve 532 denizcimiz şehit oldu. Japon halkının yaralı denizcilerimize gösterdiği büyük şefkat, iki ülke dostluğunun temelini attı.
Türk-Japon dostluğunun simgesi olan ve batan bu gemimizin adı nedir?
Cevap:
Ertuğrul Fırkateyni
Soru 7 (Hikayeli Soru): 1985 yılında İran-Irak Savaşı tüm şiddetiyle sürerken, Saddam Hüseyin hava sahasını kapatacağını ve sivil uçakları vuracağını açıkladı. Tahran’da mahsur kalan yüzlerce Japon vatandaşı için süre dolmak üzereydi ve hiçbir ülke uçağını göndermeye cesaret edemiyordu. Tam bu sırada bir Türk uçağı, büyük bir risk alarak Tahran’a indi ve Japon vatandaşlarını kurtarıp ülkelerine ulaştırdı. Türk-Japon ilişkilerinde dönüm noktası olan bu kurtarma operasyonunu gerçekleştiren kurumumuz hangisidir?
Cevap:
Türk Hava Yolları (THY)