Bu dönemde Türkiye, sanayileşme ve kentleşme ile tetiklenen yoğun toplumsal değişimler ve art arda yaşanan askeri müdahalelerle (muhtıra ve darbe) karşı karşıya kalmıştır.
4.5.1. Türkiye’de Göçler ve Türk Toplumuna Etkileri
İç Göçler:
- Köy ile kent arasındaki gelir farklarının kent lehine artması,
- Kentlerdeki ulaşım, haberleşme ve sosyal imkânların gelişmişliği,
- Tarımda makineleşmenin yaygınlaşmasıyla tarım işçilerine olan ihtiyacın azalması iç göçleri tetiklemiştir.
- İç göçler, çarpık ve sağlıksız şehirleşmeye (gecekondulaşma) yol açmış, uzun vadede hizmetlerin pahalılaşması ve temel hizmetlerde (sağlık, eğitim, ulaşım) yetersizlik gibi ciddi sorunlar doğurmuştur.
Dış Göçler:
- Türkiye, işçi göndermek amacıyla 1961’de Almanya, 1964’te Avusturya, Belçika, Hollanda gibi ülkelerle ikili antlaşmalar yapmıştır.
- Dış göçün en önemli nedeni, işçilerin yetişmiş insan gücü olarak geri dönmeleri ve döviz transferi yoluyla dış ticaret açığının kapatılması beklentisiydi.
- İşçi tasarruflarının döviz transferi yoluyla ülkeye girmesiyle dış ticaret açığının kapatılması sağlanmış ancak bu tasarruflar sanayide yatırıma dönüşememiştir.
4.5.2. 12 Mart Muhtırası ve 12 Eylül Darbesi
12 Mart Muhtırası (1971):
- Arka Planındaki İç ve Dış Etkiler: Siyasi istikrarsızlık, üniversite olaylarında şiddetin tırmanması, ODTÜ’de ABD büyükelçisinin arabasının yakılması ve 1961 Anayasası’nın yürütme organını zayıflatması iç sorunları artırmıştır. Dış etkiler arasında ise ABD’nin Türkiye’nin dış politika tercihlerine (Haşhaş sorunu, Kıbrıs meselesi) yönelik hoşnutsuzluğu ve muhtıradan önce ABD basınında ordunun huzursuzluğuna dair çıkan yazılar dikkat çekicidir.
- Gelişimi: Ülkedeki kaos ortamını hükûmetten sorumlu tutan kuvvet komutanları, radikal sol darbeyi engellemek amacıyla 12 Mart 1971’de bir muhtıra yayımlayarak Başbakan Süleyman Demirel ve hükûmetine yürütme görevinden el çektirmiştir.
- Siyasi ve Sosyoekonomik Sonuçları: Muhtıra sonrası kurulan Nihat Erim ve Ferit Melen gibi teknokratlar hükûmetleri istikrarı sağlayamamıştır. 1961 Anayasası’nda yapılan değişikliklerle temel hak ve özgürlükler zayıflatılarak Türk demokrasisi güdümlü hâle getirilmiştir. Şiddet olayları artmış, Ermeni ve Rum azınlıklar ülkeyi terk etmiş, 1961 Anayasası’nın liberal içeriği zayıflatılmıştır.
12 Eylül Darbesi (1980):
- Dış Gelişmeler: 1979’da SSCB’nin Afganistan’ı işgali ve İran’daki rejim değişikliği, ABD’nin Orta Doğu’daki iki önemli müttefikini kaybetmesine neden olmuştur. Türkiye’de yaşanan kaos, uluslararası güçlerin müdahale etme beklentisini artırmış; darbe sonrası ABD’li yetkililerin “Bizim çocuklar başardı” gibi sözleri basına yansımıştır.
- Darbenin Gelişimi ve Sonrası: Yüksek enflasyon (%100’e ulaştı), mal kıtlığı, grevler, karaborsacılık ve artan anarşi ile terör olayları (Sivas, Maraş, Çorum olayları) ülkeyi kaosa sürüklemiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri, 12 Eylül 1980 sabahı Bayrak Harekâtı ile yönetime el koymuş.
- Sonuçları: Parlamento feshedilmiş, siyasi partiler kapatılmış, siyasi liderler tutuklanmıştır. Darbe, Türk demokrasisinin kurumsallaşmasını kesintiye uğratmıştır. 1982 Anayasası kabul edilmiş, ancak bu anayasada da vesayet yönetimi (MGK onayı) izleri görülmüştür. 1984’te PKK’nın saldırılarıyla terör olayları başlamıştır.
4.5.3. Televizyon Yayınlarının Türk Toplumuna Etkileri
- Türkiye’de televizyon yayını ilk kez 1952’de İTÜ’de yapılmıştır. Devlet kurumu olan TRT’nin ilk deneme yayını 1968’de gerçekleşmiştir. Renkli televizyon yayınına 1984’te geçilmiştir.
- Televizyon, devletin kültür politikasının topluma hızlıca ulaşmasını sağlamıştır. Eğitici programlar (Okul Televizyonu, YAY-KUR) aracılığıyla halkın eğitilmesinde kullanılmıştır.
- Televizyon, radyodan daha etkili bir araç hâline gelmiş ve Türk toplumunun eğlence hayatını, yaşam tarzını ve dünyaya bakışını etkilemiştir.
4.5.4. 1970-80 Yılları Arasında Türkiye’de Kültür ve Sanat
- Sinema ve Müzik: 1970’lerde artan terör ve toplumsal karışıklıklar, sinema ve sanatta politik söylemin öne çıkmasına neden olmuştur.
- Yılmaz Güney, 1970’te çektiği Umut filmiyle politik sinema adına döneme damgasını vurmuştur.
- Lütfi Akad’ın Bir Teselli Ver (1971) filmi ve Orhan Gencebay’ın müziği ile arabesk olgusu sinemada da ilgi görmeye başlamıştır.
- Müzikte Anadolu rock ve Anadolu pop (Cem Karaca, Barış Manço) moda hâline gelmiştir.
- Edebiyat: Romanlarda köyden kente göç, çarpık kentleşme, işçi sınıfı ve aydınların sorunları işlenmiştir. Yaşar Kemal’in Yusufçuk Yusuf, Fakir Baykurt’un Köygöçüren gibi eserleri bu temaları işlemiştir. Dönemin bunalımlı yapısı, 12 Mart romanları olarak adlandırılan eserlerde (Adalet Ağaoğlu’nun Bir Düğün Gecesi) de ele alınmıştır.
1960’lı yılların başında köylerde yankılanan traktör sesleri, aslında binlerce tarım işçisi için yolun sonu demekti. Tarımda makineleşmenin hızla yayılması, insana olan ihtiyacı azaltmış; köylü, kentin parlak ışıklarına, gelişmiş ulaşım ve sosyal imkânlarına doğru uzun bir yolculuğa çıkmıştı. Ancak büyük umutlarla gelinen şehirler, bu devasa göç dalgasını karşılamaya hazır değildi. Fabrikaların çevresinde bir gecede kurulan, “gecekondu” adı verilen sağlıksız mahalleler türedi. Köyden kente akan bu insan seli, bir yandan ucuz iş gücü sağlarken bir yandan da eğitim ve sağlık gibi temel hizmetlerin yetersiz kalmasına, şehirlerin çarpık bir görünüme bürünmesine neden oldu.
Soru: Köydeki işçilerin işsiz kalmasına ve kentin cazibesine kapılarak büyük göç dalgasını başlatmasına neden olan teknolojik gelişme nedir?
Cevap:
Tarımda makineleşme.
1961 yılında imzalanan bir antlaşma, Türkiye’nin dış ticaret açığını kapatmak için bulduğu en stratejik formüldü: İnsan gücü ihraç etmek. Sirkeci Garı’ndan kalkan trenlerle Almanya’ya, Hollanda’ya giden binlerce Türk işçisi, sadece birer “misafir” değil, ülkenin ekonomik kurtarıcısı olarak görülüyordu. Devletin temel beklentisi, bu işçilerin orada uzmanlaşarak “yetişmiş insan gücü” olarak dönmeleri ve kazandıkları paraları Türkiye’ye göndererek ekonomiyi ferahlatmalarıydı. Tasarruflar ülkeye aktı, döviz transferleri dış ticaret açığını bir nebze kapattı; ancak bu büyük sermaye bir türlü kalıcı bir sanayi yatırımına dönüşemedi.
Soru: Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, işçi gönderme antlaşmalarıyla ekonomik olarak gerçekleştirmeyi hedeflediği birinci öncelikli amaç nedir?
Cevap:
Dış ticaret açığının kapatılması.
1970’lerin başında Türkiye’de üniversiteler kaynamakta, sokaklarda şiddet tırmanmaktaydı. ODTÜ’de ABD Büyükelçisi’nin arabasının yakılması, dış dünyada Türkiye’nin “güvenli müttefik” imajını sarsmıştı. ABD ise Türkiye’nin haşhaş ekimi ve Kıbrıs konusundaki kararlı duruşundan rahatsızdı. Takvimler 12 Mart 1971’i gösterdiğinde, komutanlar bir bildiriyle Süleyman Demirel hükûmetini istifaya zorladı. Amaç düzeni sağlamaktı ancak kurulan yeni hükûmetler de istikrarı getiremedi. Siyasetçilerin yerini alan, dışarıdan atanan “uzman” kişilerin yönetimi, anayasadaki hak ve özgürlükleri daraltarak demokrasiyi güdümlü bir yapıya soktu.
Soru: 12 Mart Muhtırası sonrası siyasi istikrarı sağlaması için dışarıdan görevlendirilen, siyasetçi olmayan uzman kişilerin kurduğu hükûmetlere ne ad verilmiştir?
Cevap:
Teknokratlar hükûmetleri.
1980 yılına gelindiğinde Türkiye, %100’e vuran enflasyon, yağ ve şeker kuyrukları ve her gün onlarca can alan terör olaylarıyla tükenmişti. Sivas’tan Maraş’a kadar yayılan toplumsal kaos, ordunun müdahale beklentisini artırıyordu. 12 Eylül sabahı tankların sesiyle uyanan Türkiye, yönetimin artık “Bayrak Harekâtı” ile askerlerin eline geçtiğini öğrendi. Siyasi partiler kapatıldı, parlamento feshedildi. Dünya bu olayı izlerken, ABD’li yetkililer Washington’a “Bizim çocuklar başardı” mesajını geçiyordu. Bu darbe, Türkiye’nin demokratik birikimini yıllarca sürecek bir vesayet yönetimi altına soktu.
Soru: Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 12 Eylül 1980 sabahı yönetime el koymak için yürüttüğü askerî harekâtın adı nedir?
Cevap:
Bayrak Harekâtı.
1968 yılında TRT’nin ilk deneme yayınlarıyla Türk toplumunun oturma odaları değişmeye başladı. Artık radyoda hayal edilen kahramanlar, televizyonun o sihirli camında ete kemiğe bürünmüştü. Devlet, televizyonu halkı eğitmek için bir “okul” gibi kullanırken; sinemada Yılmaz Güney “Umut” filmiyle politik gerçekleri insanların yüzüne çarptı. Bir yanda Orhan Gencebay ile yükselen, köyden kente göçün hüznünü anlatan arabesk müziği, diğer yanda Cem Karaca ve Barış Manço’nun Anadolu ezgilerini rock tınılarıyla birleştiren modern tarzı… Televizyon, tüm bu farklı sesleri aynı ekranda birleştirerek yeni bir Türkiye portresi çiziyordu.
Soru: 1970 yılında çekilen ve sinemada toplumsal-politik söylemi ön plana çıkararak döneme damga vuran Yılmaz Güney filmi hangisidir?
Cevap:
Umut.
BİLGİ ODAKLI SORULAR
1: 1960’lı yıllarda Türkiye’den Avrupa’ya (özellikle Almanya’ya) yapılan işçi göçlerinin, devlet tarafından desteklenmesinin en temel ekonomik nedeni nedir?
Cevap:
İşçilerin göndereceği dövizlerle dış ticaret açığını kapatmak (ülkeye döviz girdisi sağlamak).
Soru 2: 12 Mart 1971 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri komutanlarının bir muhtıra yayımlayarak istifaya zorladığı ve hükûmetten düşürdüğü Başbakan kimdir?
Cevap:
Süleyman Demirel
Soru 3 (Hikayeli Soru): 1970’lerin sonuna gelindiğinde Türkiye tam anlamıyla bir kaos yaşıyordu. Enflasyon %100’e ulaşmış, karaborsacılık artmış, sokaklarda her gün çatışmalar yaşanıyordu. Dış dünyada ise ABD, İran ve Afganistan’daki gelişmelerden endişeliydi. Türk Silahlı Kuvvetleri, “Bayrak Harekâtı” adı verilen bir planla yönetime el koydu. Olaydan sonra ABD’li yetkililerin “Bizim çocuklar başardı” dediği iddia edildi. Türk demokrasisini kesintiye uğratan, siyasi partilerin kapatılıp liderlerin tutuklandığı bu askeri müdahalenin tarihi ve adı nedir?
Cevap:
12 Eylül 1980 Darbesi (veya 1980 Askeri Müdahalesi).
Soru 4: Türkiye’de devletin kültür politikasını topluma ulaştırmak amacıyla kurulan TRT (Türkiye Radyo Televizyon Kurumu) ilk deneme yayınını hangi yıl gerçekleştirmiştir?
Cevap:
1968 yılında.
Soru 5: 1970’li yıllarda Türk sinemasında “politik sinema” akımının öne çıkmasını sağlayan ve “Umut” filmiyle döneme damgasını vuran yönetmen/oyuncu kimdir?
Cevap:
Yılmaz Güney
Soru 6: 1970-80 yılları arasında Türk müziğinde, Batı enstrümanları ile yerel motiflerin harmanlandığı, Cem Karaca ve Barış Manço gibi isimlerin öncülük ettiği müzik türü nedir?
Cevap:
Anadolu Rock (veya Anadolu Pop).
Soru 7: Köyden kente göçün bir sonucu olarak şehirlerin etrafında oluşan plansız ve sağlıksız yapılaşmaya (yerleşim biçimine) ne ad verilir?
Cevap:
Gecekondulaşma (Gecekondu).