2.6. II. DÜNYA SAVAŞI’NDA TÜRKİYE’NİN İZLEDİĞİ DIŞ POLİTİKA STRATEJİLERİ

II. Dünya Savaşı (II. Dünya Savaşı) öncesi ve savaş dönemi Türk dış politikasını, I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı tecrübelerini yaşamış olan bir kuşak belirlemiştir. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü döneminde, Türkiye stratejik öneminden dolayı Mihver ve Müttefik bloklarının baskısına uğramıştır.

Temel Dış Politika Prensibi

Türkiye, savaşın son anlarına kadar ne pahasına olursa olsun savaşın dışında kalma, toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını koruma politikasını uygulamıştır. Türkiye, bu dönemde tarafsız kalmamış, yalnızca savaş dışı kalmıştır.

  • Savaşın Gidişatına Göre Ayarlama: Türk dış politikası, savaşın gidişatına göre değişiklikler göstermiş; o anda hangi taraf güçlüyse ülkenin genel yaklaşımı ona göre ayarlanmıştır.
  • Bağımsızlığı Koruma Başarısı: Türkiye, dört yanı ateşle çevrili olmasına rağmen savaş boyunca ulusal bağımsızlığını korumayı başarmıştır. Türk liderleri, Türkiye’nin büyüklüğüne ve stratejik önemine rağmen büyük güçler tarafından çevrilmiş olduğunu çok iyi biliyorlardı.

Baskılar ve Antlaşmalar

  1. Mihver Devletler’in Baskısı (1939-1942): Savaşın başlangıcında baskı daha çok Mihver Devletler’den gelmiştir.
  2. Müttefik Devletler’in Baskısı (1943-1945): Savaşın genel akışının değiştiği ve üstünlüğün Müttefiklerin eline geçtiği 1943-1945 yılları arasında ise ABD, İngiltere ve Sovyetler Birliği Türkiye üzerinde baskı kurmuştur.
  3. Ankara Paktı (1939): Türkiye, İngiltere ve Fransa arasında 19 Ekim 1939’da Üçlü İttifak (Ankara Paktı) Antlaşması imzalanmıştır.
  4. Almanya ile İlişkiler: 1941’de Almanya’nın Balkanlarda ilerlemesi karşısında Türkiye, İstanbul ve batı sınırındaki illerde sıkıyönetim ilan ederek tedbirler almış. Türkiye, bu tedbirlerin Bulgaristan’a karşı olmadığını göstermek için 17 Şubat 1941’de Bulgaristan ile Saldırmazlık Antlaşması imzalamıştır. Türkiye’nin krom sevkiyatına Nisan 1944’te son verilmiştir.
  5. Savaş İlanı: Türkiye, savaşın son döneminde Yalta Konferansı kararları çerçevesinde savaş sonrası düzende söz sahibi olabilmek için Japonya’nın da olduğu Mihver Devletler’le diplomatik ilişkileri keserek savaş ilan etmiştir. Ancak bu savaş ilanı politik bir ifade olarak kalmıştır.

Sonuç: Savaşın Toplumsal Bedeli

  • Türkiye savaşa katılmamasına rağmen savaşın yükünü önemli ölçüde üstlenmiştir.
  • En verimli dönemlerinde olan genç kuşaklar yıllarca silah altında tutulmuştur.
  • Türk dış politikasının başarısı, İnönü’nün sözleriyle özetlenmiştir: “Çocuğunu babasız bırakmadım”. Ancak bu dönemde artan vergiler, askerî seferberlik ve fiyat artışları nedeniyle sanayiciler, tüccarlar ve büyük toprak sahipleri kâr ederken, asıl zararı ülkenin yaklaşık %80’ini teşkil eden köylülerle kentlerdeki dar gelirliler görmüştür.

5 Comments Soru Örnekleri

  1. Türkiye, II. Dünya Savaşı boyunca temel dış politika prensibi olarak “savaş dışı kalma”yı benimsemiş; toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını ne pahasına olursa olsun korumayı hedeflemiştir. Bu süreçte tam bir tarafsızlık yerine, savaşın gidişatına ve güç dengelerine göre esneklik gösteren bir denge siyaseti izlenmiştir. Dönemin Türk liderleri, ülkenin stratejik öneminin ve çevresindeki büyük güçlerin yarattığı tehdidin farkında olarak, o an hangi taraf güçlüyse politikalarını buna göre ayarlamışlardır. Sonuç olarak Türkiye, dört yanı ateş çemberiyle çevrili olmasına rağmen izlediği bu akılcı diplomasi sayesinde ulusal bağımsızlığını savaşa girmeden korumayı başarmıştır.

    Soru: Yukarıdaki metne göre, Türkiye’nin II. Dünya Savaşı sırasında izlediği temel dış politika stratejisi nedir ve bu strateji nasıl uygulanmıştır? Açıklayınız.

    Cevap:

    Türkiye’nin temel politikası, savaş dışı kalarak toprak bütünlüğünü ve ulusal bağımsızlığını korumaktır.

    Bu politika şu şekilde uygulanmıştır:

    Gerçekçi Diplomasi: Liderler, ülkenin stratejik konumunu ve çevresindeki tehditleri iyi analiz ederek ülkeyi sıcak çatışmadan uzak tutmayı başarmışlardır.

    Denge Siyaseti: Türkiye katı bir tarafsızlık yerine, savaşın gidişatına göre hareket etmiştir. Dönemsel olarak hangi taraf (Müttefikler veya Mihver devletleri) daha güçlüyse, ilişkiler ona göre dengelenmiştir.

  2. BİLGİ ODAKLI SORULAR

    Soru 1: II. Dünya Savaşı boyunca Türkiye’nin başında bulunan Cumhurbaşkanı kimdir?

    Cevap: İsmet İnönü.

    Soru 2: Türkiye’nin savaş boyunca izlediği temel dış politika nedir?

    Cevap: Ne pahasına olursa olsun savaşın dışında kalmak ve bağımsızlığı korumak.

    Soru 3: Türkiye, savaşın başında (1939) hangi devletlerle **”Ankara Paktı”**nı imzalayarak ittifak kurmuştur?

    Cevap: İngiltere ve Fransa.

    Soru 4: Türkiye, savaşın sonuna doğru neden Almanya ve Japonya’ya kağıt üzerinde (sembolik) savaş ilan etmiştir?

    Cevap: Yalta Konferansı kararları gereği Birleşmiş Milletler’e kurucu üye olabilmek için.

    Soru 5: İsmet İnönü’nün savaş sonrası eleştirilere karşı söylediği ünlü söz nedir?

    Cevap: “Sizi ekmeksiz bıraktım ama babasız bırakmadım.”

    Soru 6: Türkiye savaşa girmemesine rağmen, erkek nüfusun büyük çoğunluğunu neden silah altında tutmuştur?

    Cevap: Her an bir saldırı olma ihtimaline karşı “Seferberlik” ilan edildiği için.

  3. 1939 yılının sonbaharında dünya yeniden karanlığa gömüldüğünde, Ankara’da ışıklar hiç sönmüyordu. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve ekibi, bir önceki büyük savaşın acılarını bizzat cephede yaşamış tecrübeli bir kuşaktı. Türkiye’nin dört bir yanı ateşle çevrilmişti; bir yanda Balkanlar’ı yutan Mihver güçler, diğer yanda boğazlara göz diken müttefikler… Türkiye bu dönemde katı bir tarafsızlıktan ziyade “savaş dışı” kalma stratejisini benimsedi. Stratejik konumu nedeniyle her iki bloktan da devasa baskılar geliyordu. Ancak Türk diplomasisi, savaşın gidişatına göre esneyen ama asla kopmayan bir ip gibiydi; hangi taraf güçlüyse ülkenin yaklaşımı o yöne kayıyor, ancak asıl hedef olan bağımsızlık ve toprak bütünlüğünden asla taviz verilmiyordu.

    Soru: Türkiye’nin II. Dünya Savaşı boyunca ne pahasına olursa olsun uyguladığı ve temel dış politika prensibi olarak kabul edilen strateji nedir?

    Cevap: Savaşın dışında kalmak ve bağımsızlığı korumak.

  4. 1941 yılına gelindiğinde Alman ordularının ayak sesleri Balkanlar’da yankılanmaya başlamıştı. Hitler’in orduları Türkiye sınırına kadar dayanmıştı. Ankara, olası bir işgale karşı İstanbul ve batı illerinde hemen sıkıyönetim ilan ederek savunma hatlarını güçlendirdi. Ancak bu askerî hareketliliğin bir yanlış anlaşılmaya yol açmasını istemeyen Türk diplomatlar, sınır komşusuyla masaya oturdu. 17 Şubat 1941’de imzalanan bu antlaşma, Türkiye’nin tedbirlerinin saldırı amaçlı olmadığını kanıtlayarak Balkanlar’daki gerilimi bir nebze olsun düşürdü. Bu, Türkiye’nin devlerin savaşı arasında küçük ama hayati bir nefes alma alanı yaratma çabasıydı.

    Soru: 1941’de Almanya’nın Balkanlar’da ilerlemesi üzerine Türkiye’nin, aldığı savunma tedbirlerinin yanlış anlaşılmaması için hangi komşu ülkeyle “Saldırmazlık Antlaşması” imzalamıştır?

    Cevap: Bulgaristan.

  5. Savaşın sonu yaklaşırken 1945 yılında müttefik liderler Yalta’da bir araya gelmiş ve yeni dünyanın kurallarını belirlemişlerdi. Bu yeni düzende, Birleşmiş Milletler’in kurucu üyeleri arasında yer alabilmek için müttefiklerin yanında yer almak şart koşuluyordu. Türkiye, yıllardır büyük bir titizlikle sürdürdüğü savaş dışı kalma politikasını bozmadan, tamamen politik bir hamle yapmaya karar verdi. Fiilen cepheye asker gönderilmese de, geleceğin barış masasında söz sahibi olabilmek adına Almanya ve Japonya’ya karşı resmen savaş ilan edildi. Bu hamle, Türkiye’nin savaş sonrası dünyadaki yerini tescilleyen sembolik bir mühür oldu.

    Soru: Türkiye’nin savaşın sonunda Mihver Devletlere savaş ilan etmesinin ve bu yolla savaş sonrası düzende söz sahibi olmayı hedeflemesinin dayanağı olan uluslararası konferans hangisidir?

    Cevap: Yalta Konferansı.

Soru Örnekleri

Your email address will not be published.